Hasankeyf’in tarihçesi:
Hasankeyf’in tam olarak ne zaman kurulduğu bilinemese de tarihi yapıtlara bakıldığında çok eski medeniyetler tarafından kurulmuş olduğu kolayca anlaşılıyor. Bu yüzlerce yıllık yerleşim bölgesini ilginç kılan ise hala yaşanılabilir meskenleri barındırıyor olması. Hasankeyf kalesinin kuruluşu M.S. 4. yüzyıla dayandırılıyor. Bizans İmparatoru Diyarbakır’ı ele geçiriyor ve burada, biri de Hasankeyf Kalesi olan iki kale inşa ettiriyor. Bizanslılardan sonra bölgede hakimiyet kuranlar ise sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar oluyor. Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular devrinde yaşıyor ve bu dönemden günümüze pek çok tarihi eser kalıyor.
Gezilecek Yerler
Hasankeyf Kalesi: İskân yerlerinin yanı sıra Büyük Saray, Küçük Saray, Ulu Cami gibi tarihi eserlerin de içinde bulunduğu Hasankeyf Kalesi’nin tamamı doğal kayalardan oluşmaktadır. Kaleye çıkış doğuda ve batıda bulunan iki merdivenli yol ile sağlanır. Kalenin kuzeyinde ise giriş için bir de gizli bir merdivenli yol bulunmuştur.
Kale Kapısı: Kalenin yapıldığı ilk dönemlerde yedi kapısının olduğu biliniyor. El-Rızk Camisi ile kale arasında bulunan kapı, günümüzde kaleden kopup gelen parçalarla dolmuştur. Bu kapının açıldığı yoldan kale tepesine kadar ulaşılabilir. İkinci kapıda bir aslan kabartması ve çeşitli geometrik motifler, ayrıca koruma altında olan bir kitabe bulunmaktadır. Bu kapı takip edildiğinde orta kapıya ulaşılır. Bu kapıda tılsımlı motifler, figürler ve çeşitli kabartmalar bulunur. Kalenin daha yüksek bölümlerinde Muşarabiye adlı balkonlar bulunuyor. Dışarıdan bakıldığında kaleyi süsleyen bu balkonlar, savaş zamanında ise düşmanın üzerine ateş, ok veya kızgın yağ atılmasına yardımcı oluyor.
Köprü: Dicle üzerindeki bu köprü, Ortaçağ’da inşa edilen en büyük taş köprüdür. Kalıntılarına bakıldığında bu köprünün hem ulaşım amaçlı hem de sanatsal kaygılarla inşa edildiği görülebilir. Bu köprünün, devasa taşların üst üste getirilip nehirle de savaş verilerek inşa edilmiş olması şaşırtıcıdır.
Camiler
Ulu Cami: Ulu Cami, kalede bulunuyor. 14. yüzyılın ilk yarısında Eyyubiler tarafından antik bir yapının üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları çeşitli değişikliklere uğramıştır.
El-Rızk Cami: Günümüzde sadece minaresi ve portal kapısını görebileceğimiz bir yapıdır. Minare ve portal kapı üzerindeki yazılar hayranlık uyandırırken, minare çıkışının iki merdivenli olması ise şaşırtıcıdır.
#yenisayfa#
Koç Cami: Eyyubilere ait olduğu tahmin edilen caminin kalıntılara bakıldığında zamanında bir külliyenin içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
Kızlar Cami: Bu caminin dört köşesinde birer anıt mezar bulunduğundan caminin anıt yapıt olarak inşa edildiği düşünülmektedir. Günümüze kalan tek mezar kuzeydoğu köşesinde bulunmaktadır. Kuzey cephesindeki muhteşem süslemeler bu yapıtın ihtişamının günümüzdeki şahitleridir.
Hasankeyf’e gidip de bunları yapmazsan olmaz:
- Hasankeyf Kalesi’nin manzarası muhteşemdir. Kaleye tırmanıp Dicle ve kent manzarasının keyfine varmalısın.
- Mağara lokantalarda çeşitli lezzetleri tatmalı, buralarda mutlaka yemek yemelisin.
- Tüm camileri tek tek gezmeli, El Rızk Camisi minaresinin çift merdivenindeki mimari ustalığın sırrını mutlaka keşfetmelisin.
Ulaşım
Batman’a hava yolu ve kara yolu ile ulaşılabilir. Batman’dan sonra karayolu üzerinden Hasankeyf’e ulaşabilirsin.
kaynaklar: hasankeyf.itgo.com, geziturkiye.com, kenthaber.com, milliyet.com.tr, turizm.
Hasankeyf; Dicle’nin kıyısında, Batman’a 35 km mesafede bulunuyor. Medreseleri, rasathanesi, darüşşifa ve çeşitli eğitim kurumlarıyla çok önemli bir yerleşim merkezi olan Hasankeyf, günümüzde ulaşım yolları ve ticaret merkezlerinin başka bölgelere taşınmasıyla stratejik önemini yitirse de turistik açıdan pek çok tarih ve doğaseveri bünyesine çekmeyi başarıyor.