Ebru sanatı
Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden, geleneksel Türk el sanatlarımızdan biri ebru sanatı. Adeta, rengârenk boyaların su üzerindeki dansı ebru. Bir damla boyayı suya döküyorsun, birkaç saniye içinde yeni dünyalar oluşuyor sanki. İşte böyle bir sanat ebru sanatı. Şu an her ne kadar yaygın bir sanat olmasa da özellikle Osmanlı döneminde çok popüler bir sanatmış. Usta çırak ilişkisi içinde öğrenilir, her öğrenen kendinden sonrakilere de ebru yapmayı öğretir ve böylelikle toplumda çok fazla ebru sanatçısı yetişirmiş.
“Ebru” kelimesi ne anlama geliyor?
Ebru kelimesinin kaynağına dair birden çok görüş bulunuyor. Bunlardan biri; Orta Asya dillerinden birinde hareli kâğıt, damarlı kumaş anlamına gelen “ebre” kelimesinden türediğini söylüyor. Bir diğeri ise Farsça’da bulut gibi, bulutumsu anlamına gelen “ebri” kelimesinden türediğini savunuyor. Çoğu görüş ise bu ikisini birleştiriyor ve kelimenin önce Türkistan’da “ebre” kelimesi olarak ortaya çıktığını, buradan da Farsça’ya “ebre”ye dönüşerek geçiş yaptığını öne sürüyor. En son Türkçe’ye dâhil olan “ebru” kelimesi ise şu anki anlamı olan birbirine geçmiş renk ve şekillerin oluşturduğu, göze hoş gelen, estetik değeri olan sanat anlamını taşıyor.
Biraz da tarihine bakalım!
Ebru sanatı tarih olarak çok eskilere dayanmakla birlikte bilinen ilk ebru, 1595 yılına aittir. Bu yıla gelene kadar bu sanatın uzun bir süre gelişme süresi geçirdiğini de göz önünde bulundurursak 1595 yılından çok çok öncelere varabiliriz. Bulunan bu ilk ebrulu kâğıdın sahibi Şebek Memed Efendi’dir. Memed Efendi ebru sanatına en çok katkı yapmış sanatçılardan biri olması ile de bu alanda ün yapmıştır.
Bu sanatı anlatan ilk esere ise 1608 yılında ebru yapımını anlatan Tertib-i Risale-i Ebri isimli eserde rastlanır. Ebru dünyasının en ünlü sanatçılarından bazıları Üsküdarlı Şeyh Sadık, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman’dır. Osmanlı kültürüyle beslenen bu sanat, gelenekselliği ve Türklere özgü oluşu ile günümüze kadar önemini sürdürmüştür.
#yenisayfa#
Peki ebru nasıl yapılıyor? İşte birkaç adımda ebru:
Ebru teknesine bir miktar su ve içine iki çorba kaşığı kadar bitki özü olan kitre konulur. Bu karışım, kitrenin su içinde şişmesi için birkaç gün bekletilir. Kitre şiştiğinde suyla iyice karıştırılır. Karıştırdığımız su yoğun bir hâl aldığında pütürlerinden ayırmak için süzülür ve yavaşça tekneye dökülür.
Boya olarak toprak boya kullanılması gerekir. Boya cam arasında iyice ezilir ve ezildikçe içine su atarak kıvamını bulması sağlanır. Ortaya çıkan cıvık boya içine öd asidi katılarak 1 ay pişmesi için bekletilir. Bu süreden sonra boya kullanılmaya hazır hâle gelir. Eğer çok katıysa su eklenerek kıvamı değiştirilebilir.
İşte en önemli nokta! Hazırlanan boyalar istenen arzuya göre su üzerine damlatılır ve bir çubukla yüzeyde biriken boyalar dağıtılır. Kâğıt üzerinde bu şekillerin nasıl görüneceğini tahmin edemediğimizden ortaya çıkan sonuç da çoğu zaman sürpriz olacaktır. İşte bu noktada ebru sanatının çok önemli bir özelliği de ortaya çıkıyor: Bir kere yapılan ebruyu taklit etmek, bire bir aynısını yapmak imkânsızdır. Ancak bir benzeri yapılabilir. Bu yüzden de her yapılan ebru, eşsiz olduğundan çok değerlidir.
Sıra geldi kâğıdı suya sermeye! Kâğıdımızı yavaş yavaş dikkatlice suya seriyoruz ve şekillerin kâğıda geçmesini bir süre bekleyerek kâğıdı yavaşça sudan kaldırıyoruz. Sudan aldığımız kâğıdı bir süre dinlenmeye bırakıyoruz ve iyice kurumasını bekliyoruz. Ve ebru hazır! Bak bakalım şekil neye benzemiş!
Sitelere de göz atmadan geçme:
www.ebrusanati.com
www.suyuzu.com
www.ebristan.com
www.koksalciftci.net