Reklam Sektörü
Reklam stratejilerinin günümüzde asıl hedef kitlesi “gençlik” tir ve tüketim alışkanlıklarını gençler belirler. Bu nedenle hedef kitle çoğunlukla gençlerdir.
Bu gençlerden biri olarak, “ben de reklam sektöründe yer alayım” diyorsan aşağıdaki bilgileri dikkatlice oku.
2000’li yıllardan bu yana yıldızı en çok parlayan sektörlerden biri olan reklam, batı standartlarına kavuşmaya başladı ve bu sayede Türk sinema piyasası teknik imkânlarla tanıştı.
Global reklam pazarı harcamalarının her geçen yıl biraz daha fazlalaştığı ve bunun ülkemize de yansıdığı düşünülürse, reklam sektörü geleceğinin parlak olduğunu söylemek çok da zor değil.
Televizyon, radyo, açık hava mecralarının yanı sıra internet ve mobil gibi yeni mecraların da gelişmesiyle yeni bir çağa giren reklam sektörü, önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edecek gibi görünüyor.
Eğlence ve medya sektörü
“Dünyada gelecek; eğlence sektörü üzerine kurulacak, öylesine talep olacak ki, bu sektörde yer alanlar şanslı olacak” diyorsan...
Global eğlence ve medya sektörü, 2000 yılından bu yana, en güçlü konumuna erişti. Sektördeki canlanma ve reklam harcamalarındaki artışla birlikte müzik, film, kitap ve video oyunlarının online dağıtımı yaygınlaştı.
Online ve kablosuz video oyunları, online film kiralama abonelikleri, lisanslı dijital müzik dağıtımı ve hızla yaygınlaşan cep telefonu melodileri sektöre ciddi gelir sağlar hâle geldi. Öngörülere göre ise, bu dönemlerde pek fazla rağbet görmeyen “internetten ücretli müzik indirimi”, mobil müzik ve yasal dijital dağıtımcılık hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte önümüzdeki yıllarda en hızlı büyüyen sektörlerden biri olacak.
Sektörle ilgili önemli bir bulgu da, geleneksel medya olarak tanımlanan gazetelerin, internet medyası karşısında güç kaybetmeleri.
Dünya çapındaki bir araştırmaya göre, geleceğin lideri olacağı düşünülen eğlence sektöründe Türkiye, en şanslı ülkelerden biri olarak görülüyor. Yabancılar da bu potansiyeli çoktan fark etmiş durumda.
#yenisayfa#
Sağlık Sektörü
“Sağlıklı yaşam önemlidir, halk sağlığı için çalışmak benim görevimdir” diyorsan...
Türkiye’de üretim cinsinden milli gelirin % 3- 4’ünün sağlık alanında üretildiği tahmin edilmektedir.
Sağlık sektörü ile ilgili alınan 24 Ocak kararlarıyla birlikte özel sektörün pastadan aldığı pay giderek büyümektedir.
Bir yanda temel sağlık sektöründe sorunlar yaşanması, köy nüfusuna göre kent nüfusunun hızlı artması, diğer yanda yaşam beklentilerinin yükselmesi ve daha fazla sağlık hizmetinin talep edilmesi; kamu sağlık sektörünün altından kalkamayacağı bir yük meydana getirmektedir.
Sigorta Sektörü
“Sigorta sektöründe çalışıp insanların risklerle baş edebilmesine yardım etmek istiyorum” diyorsan...
Sigorta sektöründe gerçekleştirilen faaliyetler tüm dünyada ve ülkemizde ekonomik gelişmeye paralel bir seyir izlemektedir.
Sigortacılık, ekonomik kayıplar doğuran, olası risklerle baş edebilme planı olarak tanımlanabilir. Sigorta faaliyetinin amacı, sigortalanması mümkün olan risklerin ortaya çıkması durumunda, zararları teminat altına alarak maddi varlıkların kaybını önlemektir.
Hayat sigortalarındaki amaç; ölüm hâlinde sigortalının ailesine, hayatta kalma hâlinde ise sigortalıya güvence ve koruma sağlamaktır.
Dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde sigorta sektörü, ekonomide lokomotif rol üstlenmektedir. Sigorta sektörü, ülkenin gelir seviyesi yükseldikçe yaygınlaşır. Sigorta kavramı toplumda yerleştikçe ekonomik gelişme ivme kazanacaktır.
#yenisayfa#
Bankacılık Sektörü
“Hesaplarla uğraşmayı severim; bankacılık sektöründe çalışmaktır en büyük emelim“ diyorsan...
Türkiye ekonomisinde, uluslararası rekabete açık ve Avrupa Birliği ile entegrasyona hazır olan sektörlerin başında bankacılık sektörü gelmektedir.
1980’li yıllarda yapılan reform niteliğindeki yapısal değişiklikler, bankacılık ve finans sektörlerinin gelişmesini sağlamıştır. Ancak 1990 yılında Türkiye ekonomisi, istikrarsız bir durum göstermiş enflasyon yüksek düzeylerde, reel faiz oranları ise makul ölçülerin çok üzerinde seyretmiştir. Bu gelişmeler bankacılık sisteminin önemli ölçüde bozulmasına neden olmuş ve bankalar yüksek riskli bir ortamda çalışmak zorunda kalmışlardır.
2000’li yıllarda, banka sisteminin yeniden yapılandırılması ve bankaların mali sorunlarının çözülmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir.
Bankalar kanununda radikal değişiklikler yapılmış, banka faaliyetlerinin düzenlenmesine ve denetlenmesine yeni yaklaşımlar getirilmiştir. Sermaye yeterliliği olmayan bankalar fona devredilip bu bankalar ile kamu bankalarının görev zararları hazinece üstlenilmiştir.
Uzun yıllar yüksek enflasyon ortamında çalışan bankaların bilançoları, enflasyona göre düzenlenmiştir. Krediler yeniden sınıflandırılmış, sorunlu krediler yeniden tanımlanmış, yönetmeliğe göre gerekli karşılıklar ayrılmıştır. Tüm bu uygulamalar, bankaların mali yapılarının daha gerçekçi bir görünüm almasını sağlamıştır.
Ulaştırma Sektörü
“Seyahat etmeyi severim, yaşadığımız küreselleşme sürecinde dünyada serbest dolaşımın artmasını isterim; o hâlde ulaştırma sektörüdür benim yerim” diyorsan...
Günümüz dünyasında hızla ilerleyen teknoloji ve bunun sonucu gelişen ulaşım ve iletişim, ülkeler arasındaki ilişkiyi inanılmaz ölçüde artırmıştır. Ülkeler, ekonomik ilişkilerini daha da geliştirmek için, serbest ticaret bölgeleri, gümrük birlikleri, ortak pazarlar oluşturarak malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin dünyada daha serbest dolaşımını sağlamaya çalışmaktadırlar.
Sanayileşmenin hızla gelişmesine, nüfus artışına ve yerleşim merkezlerinin yaygınlaşmasına paralel olarak, ulaştırma sistemleri de gerek konfor ve güvenirlik, gerekse hız yönünden devamlı gelişmektedir.
#yenisayfa#
Ulaştırma sektörü; karayolu taşımacılığı, demiryolu taşımacılığı, denizyolu taşımacılığı, havayolu taşımacılığı, boru hattı taşımacılığı olmak üzere beş bölümden oluşur.
Önemli olan ülkenin sosyal durumuna, mali imkânlarına, sahip olduğu enerji kaynaklarına, arazi özelliklerine ve teknolojik yapısına uygun düşen ulaştırma türlerinin seçilip her birine gerekli olan ağırlığın verilmesidir.
Ülkemizde, her şeyden önce arazi özelliklerine göre her türlü taşımacılığın yapılmasına imkân sağlanmaktadır. Bu durum, sektörün her geçen gün daha da gelişmesine olanak tanımaktadır.
Turizm Sektörü
“Kişisel yeteneğim var, yabancı dilim de iyi, turistik faaliyetleri de severim” diyorsan... O hâlde senin yerin turizm sektörü.
Dünyada en hızlı gelişen ve büyüyen sektörlerin başında turizm sektörü yer almaktadır. Harcanabilir kişisel gelirlerden turizme ve tatile ayrılan payın artması, ulaşım ve iletişim teknolojilerinin her geçen gün gelişmesi insanların gezme isteğini etkilemiştir.
Dünyada birçok sektördeki duraklamalara karşın, turizm sektörü büyümeye devam etmekte ve bu büyümeden diğer sektörler de faydalanmaktadır.
Turizm, bir yandan milli gelire katkısıyla, diğer yandan sağladığı döviz geliriyle ödemeler dengesi açığının kapanmasında önemli rol oynamaktadır.
Turizm sektörü, geniş kitlelere iş imkânı sağlamasının yanı sıra, ülke için de etkili bir pazarlama unsurudur.
Her yönüyle değişime ve yeni beklentilere cevap verecek bir turizm potansiyeline sahip olan ülkemizde; sağlanan teşvikler ve uygulanan politikalar ile sayısız turistik tesis inşa edilmiş, her türlü tüketiciye cevap verecek bir turizm altyapısı oluşturulmuştur.
Bilişim Sektörü
“Değişimleri sürekli takip ediyorum, iyi bir kariyer yapmak istiyorum” diyorsan bu sektör tam sana göre.
#yenisayfa#
Bilgi ve iletişim teknolojileri, dünyada müthiş bir hızla gelişmekte ve ülkemizin üretim sistemlerini de değişime zorlamaktadır. Her gün yenilenen internet teknolojileri, yazılım alanındaki gelişmeler ve uzaktan kontrole olanak sağlayan yenilikler; hem globalleşen firmaların hem de kobilerin üretim ve hizmet sistemlerindeki farklı birimlerin entegrasyonunu sağlamaktadır.
Sektördeki yenilikler, insan kaynakları, finans, maliyet, üretim planlama, satın alma, pazarlama faaliyetlerinin optimizasyon ve dokümantasyon işlerini başarıyla yerine getirmektedir. Ürün ve hizmet çeşitliliği, müşteri profil farklılıkları ve rekabetin artışıyla birlikte; “müşteri memnuniyetini nasıl sağlarız?” sorusuna da çok çeşitli yöntemleri içeren cevaplar geliştirilmektedir.
Bilgi ve iletişim sektöründeki bu olağanüstü gelişmeler, mal ve finans piyasalarının ülke sınırlarını aşarak, dünyaya açılmasına imkân vermektedir. Klasik kalkınma modellerinin yerini, bilgi kaynaklarını elinde bulundurmaya dayalı farklı bir gelişme modeli alırken, ülkelerin ekonomileri daha fazla bilgi ağırlıklı olmakta, sermaye ve emek azalmaktadır.
Otomotiv Sektörü
Otomotiv sektöründe çalışmayı seçersen, ekonominin lokomotifine binmiş sayılırsın. Çünkü otomotiv sanayi, diğer sanayi dalları ve ekonominin diğer sektörleriyle yakından ilişkili olduğu için ekonominin lokomotifi kabul edilmektedir.
Otomotiv sanayi, demir-çelik, petro-kimya, lastik gibi temel sanayi dallarında başlıca alıcı ve bu sektörlerdeki teknolojik gelişmenin de sürükleyicisidir. Bu sektördeki değişimler, ekonominin tümünü yakından etkilemektedir.
Otomotiv sektörü genel olarak, karayolu taşıt araçları (binek otomobili, otobüs, midibüs, minibüs, çekici, kamyon ve traktör) ile bu araçların imalatında kullanılan parçaları imal eden bir sanayi dalı olarak tanımlanmaktadır.
Türk otomotiv sanayi; istihdama katkısı, ithalata yönelik döviz tasarrufu gücü oranında dış ödemeler dengesi üzerinde sağladığı pozitif katkılar yönünden önemlidir. Ayrıca; sektörün içinde yer alan üretici işletmelerin ödedikleri vergilerle ve ürünlerin satışlarından elde edilen vergi gelirleriyle otomotiv sektörü, devlet bütçesi içinde önemli bir yer tutmaktadır.
Otomotiv sektörü, bugün gıda ve tekstilden sonra ülkenin üçüncü büyük çalışma sahası olarak kabul edilmektedir.