Bu işin zor ya da keyifli bulduğunuz yönlerinden biraz bahsedebilir misiniz?
İşin aslı bale öğretmenliğinden bu kadar keyif alacağımı hiç düşünmezdim. Öğrencilerinize zamanla o kadar büyük bir sevgi duyuyor ve bağlanıyorsunuz ki hepsini ayrı ayrı çocuğunuz gibi görmeye başlıyorsunuz.
Ben hem tatlı, hem de sert bir öğretmenim. Onlara komiklik yapıp güldürürken yeri geldiğinde hepsini karşımda mum gibi yapabiliyorum. Çünkü böyle olmaları gerekiyor. Bale küçük yaştan itibaren disiplin ve otokontrol gerektiren bir meslek ve ben bu çocukların sorumluluğunu taşıyorum. Onlara en doğru eğitimi vermek zorundayım. Bir saat boyunca sürekli konuşuyorum her hareketin nasıl yapılması gerektiğini tekrar tekrar anlatıyorum.
Bale eğitimine kaç yaşından itibaren başlamak gerekir? Belli bir yaştan sonra vücudu esnetme şansı olamıyor mu yoksa baleye gönül vermiş 20 yaşında bir genç de bu sanatı hâlâ öğrenebilir ve profesyonel anlamda icra edebilir mi?
Aslında baleye 5–6 yaşlarından itibaren başlamak en güzeli; ‘Ağaç yaş iken eğilir’. Yeni gelişmekte olan bir vücudu istediğiniz gibi şekillendirebilirsiniz. Kemik ve kas yapısı gelişimini tamamlamış bir vücudun 20 yaşında profesyonel bale yapması imkânsız denecek kadar zordur. Dünyada bunu başaran birkaç istisna isim vardır.
Müzik, dans, estetik; balede hepsi bir arada. Parmak uçlarında dans edip gökyüzünde süzülmek adeta. Siz bu sanatı nasıl ifade edebilirsiniz? Sizin için dans ne demek?
Bale sanatı dünyanın en zor sanat dalıdır. Zaten meslek olarak yapılan anketlere göre maden işçiliği, doktorluk ve bale en zor üç meslek olarak kabul edilmiştir. Vücut anatominiz tamamen değişiyor. Bale sanatçılarının iskeletleri bale yapmamış bir insandan farklıdır. Fakat sahneye çıktığınız zaman aldığınız keyif yaşadığınız onca zorluğa değer bir histir. Benim için dans bir hayat biçimidir.
Sizce ülkemizde baleye yeterli önem ve değer veriliyor mu?
Maalesef ülkemizde baleye yeteri kadar önem verilmemekte. Ben İstanbul Devlet Opera ve Balesinde yedi yıl profesyonel anlamda dans ettim. Baleye yeterince destek verilmediğini söyleyebilirim çünkü bunu yaşadım. İlk başta balenin özelleştirilmesi gerekiyor. Bir sanatçı memur olamaz. Devlet balesinin başında taze kanlar olması gerekir. Vizyonu geniş, dünyayı takip eden çalıştırıcılara ihtiyacımız var.
#yenisayfa#
Bale daha çok bayanlar arasında tercih ediliyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bir eseri sahnelemek gerektiğinde, baletlerin yeterli sayıda olmaması sorun çıkarmıyor mu?
Eskiye nazaran erkek dansçı eksikliğiyle ilgili daha az sıkıntı yaşanıyor, galiba bu konuda biraz daha bilinçlenmeye başladık.
Bale yapan bayanlar genellikle zayıf ve çok fit bir vücuda sahip oluyorlar. Hatta duruşları ve yürüyüşlerine bile bu estetikliği yansıtıyorlar. Bu dansın böyle bir etkisi gerçekten de var değil mi?
İlk başta değindiğim gibi bale yapan ve yapmayan iki insanın iskelet yapıları farklıdır. Bu da tabii ki duruşumuzda farklılık yaratıyor. Küçük yaştan itibaren de ayak ve bacaklarımız dışa doğru çalıştığı için yürüyüşümüz ister istemez değişiyor.
Çok beğendiğiniz, örnek aldığınız balerin veya baletler kimler? Onları sizin gözünüzde diğerlerinden öncelikli kılan şey nedir?
Dünya çapında klasikleşmiş isimler var, Rudolf Nureyev, Mikail Barıshnkov, Margot Fonteyn, Natalia Makarova. Mesela daha yenilerden Sylvie Guillem var; doğuştan muhteşem, bale için yaratılmış. Zolten, Muhammedov gibi çok iyi dansçılar var.
Türkiye’de ise çok saygı duyduğum ve hepimizin örnek aldığı Meriç Sümen bence yukarıda saydığım klasik isimlerin içinde. Mesela devlet balesi eski başkoreografı Özkan Aslan, süpermiş hatta Nureyev kıskanırmış Özkan Bey’i.
Daha sonraki jenerasyonda Hülya Aksular, Sibel Sürel, Oktay Keresteci, Erdal Uğurlu Türkiye’nin unutulmazları. Günümüzde ise çok sevdiğim dostum Selim Borak çok iyi bir balet ve çok iyi bir dansçıdır. İlke Kodal ve Deniz Kılınç yakın geleceğin prima balerinleri, gerçi benim için uzun zamandır prima onlar.
Bale denildiğinde akla gelen ilk şey Kuğu Gölü Balesi oluyor nedense. Kuğu Gölü Balesi’ni bu kadar klasik yapan, onun dünyaca bu kadar ünlü olmasına sebep olan hikâyeden bize biraz bahsedebilir misiniz?
Kuğu Gölü Balesi fantastik bir hikâyedir. Aynı zamanda herkesin konusunu rahatça anlayabildiği bir eserdir. Kostümler, konu ve en önemlisi Tchaikovsky’nin muhteşem bestesi bu eseri unutulmaz kılmıştır.
#yenisayfa#
Konusu kısaca şöyle; kraliçe oğluna doğum gününde armağan olarak bir yay verir. Günbatımında prens avcılarla beraber ava çıkar. Avcılar kuğuları görürler, prens o sırada yalnızdır ve uzakta bir kuğu olduğunu fark eder, fakat kıyıya varınca kuğunun güzel bir kız olduğunu görür. Kız, aslında prenses Odette olduğunu, arkadaşlarının ve kendisinin bir büyücü tarafından kuğuya dönüştürüldüğünü söyler. Odette ve prensin aşkını, büyücü ile prensin savaşını anlatan bir eserdir Kuğu Gölü Balesi.
Bale eğitimine yeni başlamak isteyen gençlere ne önerirsiniz?
Bale eğitimine başlamak isteyenlere tavsiyem şudur; eğer balet ya da balerin olacaksanız, bu işte çalışmanın sonu yok. Azim, hırs, çalışma; bunlar bale için şart olan üç şey.
Sahnede seyrettiğiniz şeyleri, hemen yapabileceğinizi zannetmeyin ya da kolay olduğunu düşünmeyin. Çok uzun çalışmalardan, provalardan sonra ortaya çıkıyor o eserler. Fakat bale bir yaşam biçimidir. Ailelerden rica ediyorum lütfen çocuklarınızı bale hakkında bilinçlendirin ve baleye teşvik edin.