Beyzbol / Softbol
Futbol, basketbol, voleybol, güreş, halter… Çoğumuzun ilk tanıştığı ve yapmaya devam ettiği sporlar bunlar. Çocukluğumuzdan itibaren bu sporları duyuyoruz, bunlarla besleniyoruz; başka başka sporlar tanımaya, yeni heyecanlar keşfetmeye çoğumuz yanaşmıyoruz. İşte şimdi, yeni, farklı, alternatif sporlar tanımanın tam zamanı! Belki sen de okuduktan sonra “hayatımı renklendirmeliyim, farklı heyecanlar yaşamalıyım” dersin de bu sporlara el atarsın!
Beyzbol veya softbol denince çoğu kişi “Şu Amerikan filmlerindeki sopalı oyun mu?” der ve bu sporlarla alakalı pek bilgisinin olmadığını daha ilk cümlesiyle belli eder. Bu soruya evet cevabını verirsiniz ve uzun uzun sürecek beyzbol / softbol tanıtım elçiliği görevinize başlarsınız, çünkü insanların bu sporları sadece “sopalı oyun” olarak bilmesini istemezsiniz. İşte bu sporlar hakkında bizi bilgilendirecek, kafamızda belirli bir konseptin oluşmasına fayda sağlayacak ufak tefek birkaç önemli bilgi.
Beyzbol ve softbol sporları hemen hemen aynı sporlar, sadece birkaç küçük farklılıkla birbirlerinden ayrılıyorlar. Softbol sopası daha kısa, topu daha büyük ve sert ve sahası daha küçük. Diğer bir fark da beyzbolu sadece erkeklerin oynayabilmesi; softbolu ise hem sadece bayanların, hem bayan ve erkek karışık olarak hem de sadece erkeklerin oynayabilmesi. Diğer çoğu özellik bu iki spor için ortak.
Beyzbol ve softbol oyunlarında savunma ve hücum takımları olarak iki takım sahada yer alıyor. Takımlar 9’ar kişiden oluşuyor. Bir takım hücum ederken yani sopayla vuruş sırasındayken, diğer takım savunmada kaleleri koruyor ve karşı takımın vuruşlardan sayı kazanmasını engellemeye çalışıyor. Vurucunun topa 3 kez hatalı vuruş hakkı var ve eğer topa kurallara uygun bir biçimde vurursa koşmak ve yakalanmamak için kale denen sahadaki 3 noktadan birine toptan önce ulaşmak zorunda. Oyuncu, topa 3 kez hatalı vurması durumunda out oluyor, yani oyun dışında kalıyor. Bir takımın bir devrede toplamda 3 oyuncusu out olduğunda ise o devre bitiyor ve takımlar yer değiştiriyor. Maçlar 9 devre üzerinden oynanıyor, yani her takımın 9 kez savunma; 9 kez de hücum hakkı var. Sonuç bu devrelerin toplamında alınan sayıların toplanmasıyla belli oluyor. Bu sporlar kabaca böyle anlatılabilir, fakat sayısız kural ve teknik bilgi olduğunun altını çizmeden de geçmeyelim. Düşünmek ve hızlı karar vermek bu sporun altın kurallarından.
#yenisayfa#
Türkiye’de çok fazla tanınmamalarına rağmen yurtdışında özellikle Amerika’da çok popüler olan sporlar bunlar. Futbol Türkiye’de neyse, beyzbol ve softbol Amerika’da o. Şu an ülkemizde 200 kadar beyzbol oyuncusu, 100 kadar da softbol oyuncusu var ve birçok üniversite ve okulda kulüpler bulunuyor. Bunların arasında Boğaziçi Üniversitesi Beyzbol / Softbol takımları ülkemizde ilk olması ve şimdiye kadarki başarılı çalışmaları açısından diğerlerinden sıyrılıyor. Ayrıca kapılarını bu sporları bilen, bilmeyen herkese açıyorlar. Şimdi sana düşen almak eldiveni topu; çıkmak yemyeşil çimenlere!
Faydalı siteler:
www.tbsf.org.tr
www.mlb.com
www.usasoftball.com
www.softball.com
www.internationalsoftball.com
Pilates
Her yaştan insanın uğruna spor salonlarının yolunu tuttuğu, son zamanların en popüler sporu pilates. Diğer sporların aksine yetenek, dayanıklılık veya güç gerektirmediğinden herkese hitap ediyor, herkes kendi kendine evinde bir CD ile dahi yapabiliyor. İstersen uzman hoca eşliğinde yapıyorsun istersen seriyorsun havlunu, açıyorsun CD’ni, boş vakitlerini dolduruyorsun. Peki nasıl bir spor bu pilates? Nereden çıktı durup dururken?
Pilates’in isim babası 1880 – 1967 yılları arasında yaşamış bir Alman olan Joseph Pilates. Hayatını spora adamış olan Pilates; vücut geliştirme, boks, jimnastik, sirk akrobatlığı ve antrenörlük ile ilgilenmiş, adını duyuran pilatesi ise Birinci Dünya Savaşı sırasında yaralı askerleri güçlendirmek ve iyileştirmek için uyguladığı tekniklerle geliştirmiş. Egzersizlerin temelleri atıldıktan sonra Joseph Pilates ve eşi Clara, New York City’de bir salon açmışlar ve burada “kontroloji” ismini verdikleri metodla öğrenci yetiştirmeye başlamışlar. Zaman içinde kontroloji sporu Joseph Pilates’in adıyla anılmaya başlamış ve bugün adını sık sık duyduğumuz egzersiz sporu halini almış.
Bu sporda zihnin kaslar üzerindeki denetimi en üst seviyede ve fiziksel sağlığın yanında zihinsel sağlığa da çok önem veriliyor. Yani vücudun ve beynin çok iyi koordine olması ve birbirlerini çok iyi yönetmeleri gerekiyor. En önemli özelliklerinden birisi de çok egzersiz yaparak kas yapıp kalınlaşmayı değil de omurga üzerine çalışarak duruşu düzeltmeyi, esneklik kazanmayı ve bu yolla güçlenmeyi sağlıyor olması.
#yenisayfa#
Karın kasları ve bel bölgesini güç merkezi olarak gören bu spor için doğru nefes almak olmazsa olmaz bir özellik. Bunun için tüm egzersizler yapılırken doğru nefes alıp vermek ve kan dolaşımının hücrelere enerji vermesi amaçlanıyor. Pilateste her hareketin bir işlevi var, küçücük bir hareket bile hissettirmeden kasları çalıştırıyor. Yaparken hiçbir ağrı veya zorlanma hissedilmiyor fakat üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra vücutta hissedilen rahatlama ve dinçlik vücudun ne kadar iyi çalıştığını kanıtlıyor.
İşte pilatesi özetleyecek birkaç kelime: zihin, nefes, konsantrasyon, esneklik, kontrol, hareketlerde akıcılık, özen, dik duruş.
Yorucu bir günün ardından stres atmanın kolay yolunun pilates olduğunu anlamışsındır herhalde. Şimdi vücudumuzu esneterek sinirlerimizi yatıştıracak ve rahatlatacak bir spor var. Sağlığına sağlık katmak için bu spora!
Futbol, basketbol, voleybol… Çoğumuzun ilk tanıştığı ve yapmaya devam ettiği sporlar bunlar. Çocukluğumuzdan itibaren bu sporları duyuyoruz, bunlarla besleniyoruz; başka başka sporlar tanımaya çoğumuz yanaşmıyoruz. Şimdi farklı sporlar tanımanın tam zamanı!