Prof. Dr. Önder Küçükerman
Dünyamızı tasarlayan insanlar: endüstriyel ürün tasarımcıları
Ünlü strateji gurusu Gary Hamel, bir cep telefonu üreticisinin tasarımcılarını, dünyanın en trend yerlerine alışverişe götürmüştü. Dünyayı gezen tasarım ekibi, dönüşte cep telefonu çizgilerinde bir devrime imza atmıştı. Evet, onlar, içinde bulunduğumuz dünyanın çizerleri. Bindiğimiz otomobiller, elimizdeki cep telefonları, yiyeceklerimizi sakladığımız buzdolapları, oturduğumuz koltuklar... Tüm bunları yaratanlar endüstriyel ürün tasarımcıları.
Ürün araştırmaları biz tüketicilerin, satın aldığımız eşyalarda tasarıma, sağlamlık veya fonksiyonellik gibi şeylerden çok daha fazla itibar ettiğimizi gösteriyor. Güzel çizgilere sahip olmayan bir ürünün, içerisinde istediği kadar yüksek teknoloji barındırsın, gözümüze girme şansı çok çok az. Şirketler, bu gerçekten hareketle endüstriyel tasarımcılarına özel bir ihtimam gösteriyorlar. Yaratıcılıklarını maksimum kullanabilmeleri için bütün olanaklarını seferber ediyorlar. Bu mesleği cazip hâle getiren belki de bu.
Site ekibi olarak Haliç Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Önder Küçükerman’ın kapısını çaldık. Cazip dünyalarında bizi de aralarına alırlar mı diye nabız yoklayalım dedik. İşte aldığımız yanıtlar...
İlk soru klasik bir soru. Endüstriyel Tasarım nedir?
Bundan kırk yıl önce, bu bölümü kurduğum yıllarda endüstriyel tasarım ne diye sorduklarında: “Sizlere müjdeliyorum. Etrafınızdaki, elma, armut, oksijen, hidrojen hariç yapaydır. Belki haberiniz olmayabilir ama hayatınız tamamen yapay ortamda geçmektedir” derdim. Yapay ortamlar, üç farklı tipte insanlar oluşturur: Birisi, “Ben bunu yapayım” der ve bu işin finansmanını sağlar. Bir kişi, o işi yapılabilir hâle getirir, birisi de o işe biçim verir. Endüstriyel tasarımcı, bu işe biçim veren ve ruh katan kişidir.
Bugün tasarımlarıyla şirketlerin kaderini değiştirenler, ürününe çağın gerçekleri ışığında şekil verebilmeyi bilenlerdir.
#yenisayfa#
Bu alanda başarılı olmak için zamana karşı bir yarış söz konusu diyebilir miyiz?
Evet, tabii ki. Çünkü örnek vereyim İsviçre’de yuva öğrencilerinin bulunduğu okullarda ders zili yok. Sadece çocukların kollarında saat var ve ders saatlerini kendileri takip ediyorlar. Dört yaşındaki çocuklar biliyor ki bütün hayat artık dakika ile ilgili.
Artık, çağımızdaki şirketlerinin değişmesinde de “dakika”nın önemli bir rolü var. Bir tasarım, diğerinden beş dakika önce çıkabilir veya bir gün önce ilan edilebilir. İyi tasarım aynı zamanda hızlı olmak zorundadır.
“İyi tasarımcı şirketinin kaderini değiştirebilir” sözü nereden geliyor peki?
Bugün, tasarım rekabetin en önemli alanlarından biri. Tekstil, giyim ve moda sektörü yılda dört kere değişiyor ve sizin o yükselen dalganın içinde bulunmanız gerekli. Bir de şıklığın yanı sıra, tasarımcı o ürünü çok sağlam yapmak zorunda ki bir daha onarmasın.
Tasarım aynı zamanda riskli bir iştir. Tüketici, ürünü yanlış kullandığı zaman şirketi batıracak kadar ağır tazminat değerleri de üretebilir. Bu mesleğin piri Viktor Papalis’e, 25 yıl önce Hindistan’da karşılaştığımızda “Sayın Viktor, iyi bir tasarımcı olmak için ne yapmalıyım?” diye sormuştum. O da “kimseyi öldürme yeter” demişti bana... Çünkü bir tasarımın, insan öldürmek de dâhil her türlü potansiyel yan etkileri vardır. Tasarımlar, hayatın içerisinde kullanıma girdiği zaman bu anlamda bazı riskler de yaratabilir. Tüketici, kandırıldığını hissetiği zaman şirketin stratejisi de çökmüş olur. Bu nedenle tasarımcıların çok az hata yapma şansı vardır.
Endüstriyel tasarımcılar nasıl insanlardır?
Endüstriyel tasarımcının beynini analiz ettiğimiz zaman mutlaka aykırı düşünen bir tarafının olduğunu ama gerçeklikle de yüzde yüz çakıştığını görürüz. Fakat, tasarımcı beynini dışarıya göstermek zorundadır. Yoksa, kendi başka beyni başka garip bir yaratık çıkar. O yüzden tasarımcıların kendilerini, bulundukları alanlara en uygun biçimde monte etmeleri gerekiyor. Eğer, siz gençlerin kullandığı bir ürün yapıyorsanız ve ortalığa kruvaze elbise ile çekilmiş bir fotoğrafınızı verirseniz size olan güven kaybolur.
Endüstriyel tasarım, dışarıdan neden teknik çizim bölümü gibi gözüküyor?
Eskiden endüstriyel tasarım yapanlar, Leonardo da Vinci de dahil olmak üzere, çizim yaparken bir kağıt ve karbon bir kalem kullanırlardı. Bugün biz en iyi bilgisayarları, en iyi sistemleri kullanıyoruz ama onların tasarım ile hiçbir ilgisi yok.
#yenisayfa#
Asıl iş beyindedir. Bu beyni bizim desteklememiz gerekir ve de bu beyni donatmamız hâlinde pek çok şeyi rahatlıkla çözebiliriz. Bugün dünyada tasarım müzelerine baktığınız zaman % 99.9’u elle, kalemle çizilmiş ürünlerle doludur. İtalya’nın en önemli lamba tasarımları, bir kâğıt üzerinde basit bir metod ile çizilmiş ama metropoliten bir yerde durmaktadır.
Çizimden sonra ne olur? Yine bunların hepsi aletlerledir. Sizi sonuca götüren aletlerdir ama ben, yaratıcılığın beyin faaliyeti olduğunu, tüketim beklentisi ile de hedefe gittiğine ve gelecekte de böyle olacağına inanıyorum. Aslında endüstriyel tasarım, çizimden öte bir vizyon ve görüş meselesidir.
Bu durum, vizyonuna güvenen ama çizimlerine güvenemeyen kişilerin de endüstriyel tasarımcı olabileceği gerçeğine götürür mü bizi?
Yaratıcılığı ikiye ayıralım. Bazı yaratıcı insanlar, elinde kalemle durmadan çizerek soyut bir şeyler tasarlamaya çalışırlar. Bana sorarsanız bu çizimler, “tasarıma giriş” dersinden iyi not almalarını sağlar. Tasarıma giriş dersine gelenler çok meraklı ve isteklidir. Biz onlara şöyle söyleriz; “Senin onlara göre en iyi rakibin iyi çizimindir. “Güzel çizme”nin büyüsü insanı yanlış yollara da götürebilir.
Diğer tip yaratıcı insanlarsa, olayı kafalarında çok iyi kurgular. Tasarımı, beyinlerinde geliştirirler. Çizime gereğinden fazla anlam yüklemezler. İşte bu tarz, bizim aradığımız yaratıcılık ekolüdür. Eğer ilginç ve yararlı bir objeyi beyninde geliştirebiliyorsa, onu kâğıda dökmenin bir yolunu mutlaka bulur. Aslolan fikirdir, çizim fikirleri ifade edebilmek için bir araçtır.
Güzel çizgiler, tasarımcıya nasıl rakip olabilir ki?
O kadar iyi çiziyorsundur ki belki de yaptığın madde o kadar iyi olamayacaktır. Onun için birinci madde: “iyi çizmekten vazgeç!” O ürün, eğer sizin çiziminizden iyi olmayacaksa çok büyük bir hata yapıyorsunuz demektir. İyi çizilmiş ve iyi yapılmamış ürün, endüstri tasarımında intihardır. Çünkü sizi iyi çiziminize kanarak işe alırlar ama çizdiğiniz kadar iyi bir otomobil çıkmadığı zaman da kapıya koyarlar.
Endüstriyel tasarımcı hayallerin adamı değildir. Gidiyorsunuz, çiziyorsunuz ve rakibiniz ürünü sizden bir gün önce piyasaya sürdüğü gün, şirketi batırdınız demektir. Dolayısıyla endüstri tasarımcısının antenleri daima açık olmalıdır. Uçanı, uçmayanı, yerin üstündekini sezebilecek şekilde kendisini donatması gerekir. Sizden basit bir şey istenir ve “Benim ürünüm bu. Sen daha iyisini yap” derler. Onu yaptığınız sürece oradasınızdır, yapmadığınız anda orada değilsinizdir. Tavsiyem şudur: Yaratıcı kalem ve el çalışmalarının bu işe çok büyük katkısı vardır. Ama ileride tasarım kariyerinize zarar verecekse, çizimin büyüsünden kendinizi bir şekilde kurtarmanız gereklidir.
#yenisayfa#
Endüstriyel tasarımcılar ne kadar para kazanır?
Kazandıkları para, çalıştıkları şirkete ve o şirketteki pozisyonlarına göre değişir. Endüstriyel tasarımcılar genellikle şirketlerde birkaç şekilde yer alır. Bazıları büyük bir kuruluşta alt katlarda çalışır ve üst yönetimin kendisini anlamadığından şikâyet eder. Bu o şirketin yönetiminin tasarımcıyı yanlış kullandığını gösterir. Dev gibi kuruluştur, aşağıda iyi giyimli insanlar vardır ama tasarım ekibi, yılda bir iki kez yönetimle görüşür veya hiç görüşmez.
Bazı şirketler vardır, bunlar da tasarım öncelikli hareket ederler. Endüstri tasarımcılarının odaları genel müdürün yanındaki odadadır. Biz endüstri tasarımını kurarken genel müdür ya da en çok genel müdür yardımcısının yanındaki camlı odada oturacak şekilde eğitim kurguluyoruz. Okulumuzdaki gençler, bu yönde hazırlanmış olan tasarımcılar ve şirketin ürün stratejisi bölümünde görev alacak donanımdalar.
Büyük şirketin karar mekanizması neredeyse tasarımcı da orada olmalıdır. Şirketlerin sıçraması, genel müdürün yanında oturan, yemeğini beraber yiyen tasarımcılar sayesinde olmuştur hep. Tasarıma öncelik veren şirketlerde, iyi bir konuma erişen tasarımcılar, gelir olarak oldukça yüksek bir statü elde edebilirler. Ancak, şunu da söylemek gerekir: işe başladığınızda böyle bir yerden başlamanız mümkün değil.
Avrupa’daki otomotiv devlerinde tasarımcı olarak çalışan Türklerin “Ford Focus”, “Peugeot 206” gibi tasarımlara imza attıklarını görüyoruz. Bu başarılar, fırsat verildiğinde Türk tasarımcısının neler yapabildiğini gösteriyor değil mi?
Kesinlikle. Burada önemli olan sizin eğitiminizi nereye doğru tasarladığınızdır. Örneğin, bizim öğrencilerimizin bir kısmı Fiat’ta görev alıyor. Bu gibi şirketler, sizi uzun yıllar deneyerek aşağılardan yukarılara çekerek götürürler. Yurt dışındaki Türk tasarımcıların hepsi, yıllardır bu sektörlerin içinde bulunmuş, ciddi anlamda özel insanlardır. Ama ondan da önemlisi, tasarımın bu büyük yarışta en önemli şifre olduğunu bilen şirketlerdir.
Bazen bahsettiğiniz tasarımcılardan daha başarılı insanların, hayatları boyunca yanlış bir yere demir attıklarını ve yeteneklerini tam anlamıyla sergileyemediklerini görüyoruz. Bu da yeteneğin yanında dinamizmin de tasarımcılar için önemli bir özellik olduğunu gösterir.
#yenisayfa#
Biyografi: Önder Küçükerman
1939 yılında Trabzon’da doğdu. 1965 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi ve asistan olarak çalışmaya başladı. 1971 yılında Akademi’ye bağlı olarak kurulan Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu’nda Türkiye’de ilk kez Endüstri Tasarımı Bölümü’nü kurdu. 1980 yılına kadar Bölüm Başkanı olarak görev yaptı ve aynı zamanda Akademi’deki görevini sürdürdü. 1980 yılında Akademi’de yeni kurulan Endüstri Sanatları Fakültesi’nin Dekan Yardımcılığı görevini yaptı. 1982 yılında Akademi’nin temelleri üzerine kurulan Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ndeki, 'Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü' başkanı oldu. 1987- 1993 yılları arasında iki dönem M.S.Ü. Mimarlık Fakültesi Dekanlığı görevini yaptı. Buradan emekli olduktan sonra, Eylül 2006 tarihinde T.C. Haliç Üniversitesi'nde, Rektör Yardımcılığı görevine atandı ve 2008 yılından bu yana Mimarlık Fakültesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Başkanı olarak görevini sürdürüyor.