Yatırımlar nasıl geri dönüyor?
CRM’e yatırım yaptık, peki geri dönüşümünü sağlayabilecek miyiz? Herkes bunu yapıyor diye de bir şeyler yapmak olmaz ki... Peki, nelere dikkat etmek lazım?
Öncelikle bu çalışmalar neler getirecek, neler götürecek önceden bir araştırmak lazım. Daha sonra da varsayımlar üretilmeli. Teknolojiye ayak uydurabilir miyiz, hedef pazardaki gelişmeler neler, rekabette nasıl ayakta durulabilir, müşteri davranışları nasıl değişiyor gibi faktörler söz konusu.
Varsayımlarda çok boyutluluk da önemli. Senaryoları değişkenlik üzerine kurmak daha iyi sonuçlar veriyor. Bu aşamadan sonra en önemli nokta ise zamanlama. Doğru yerde doğru adımlar atmak gerekiyor.
Önemli olan çalışmaları bitirmek değil, çalışmaları zamanına uygun bir şekilde devam ettirmek.
Yatırımların geri dönüşünde dikkat edilmesi gereken konular var:
Bu karmakarışık teknolojide taklit edilmemek çok zor, o kadar çalıştık, didindik ve yeni bir şeyler ürettik… Hop… O da nesi? Çalışmalarımız taklit ediliyor! Projeler üretilirken dikkatli olunmazsa ve müşteriye gerekli önem verilmezse taklitçi rakipler müşterileri anında kapacaktır.
Müşteri taleplerindeki artışlar ve düşüşler de yatırımların geri dönüşü konusunda incelenmeli. Düşüşlerin veya artışların gerçek nedenleri bulunursa, bunların CRM ile ilişkisi olup olmadığı daha kolay anlaşılır.
#yenisayfa#
Kullanılan teknolojiler ile biriktirilen bilgiler, CRM yatırımlarının geri dönüşü için önemlidir. Bu veri tabanlarıyla sistematik bilgiler oluşturulur, böylece zamandan kazanma şansı da oluşur. Yatırımlar bize geri dönüş yaparken rakiplerin işine de yarayabilir. Şirketin eski çalışanları başka bir yere transfer olduğunda bu bilgilerin başkalarının eline geçmesi mümkün. Bu durum da yatırımların geri dönüşüne doğal olarak sekte vurur.
Zamanlama konusuna geri dönecek olursak, ne gözümüz kapalı bir şekilde CRM çalışmalarını başlatmak ne de CRM çalışmalarına çok geç kalmak gerekiyor. Eğer yatırımların bize geri dönmesini istiyorsak rakiplerimizden hızlı olmalıyız. Aynı zamanda çalışmalarımızın çöpe gitmemesi için de temkinli davranmak gerek.
Risksiz bir iş var mı ki…
İş sadece CRM çalışmaları geliştirmekle bitmiyor. Birtakım riskler de söz konusu. Özellikle ortaklı hazırlanan CRM projelerinin suya düşmesi çok daha olasılık taşıyor. Ortağı olunan kişi veya kuruluşlar aynı hassasiyeti gösterecek mi, doğru yerde doğru zamanda birlikte hareket etmeyi başarabilecek mi? Bu tip konulara dikkat etmek gerekiyor.
Kısa sürede büyük şeyler beklemek de bu durumda yanlış olacaktır. O yüzden beklentileri çok yüksek tutmamak gerekiyor. Önemli bir diğer konu ise teorinin pratiğe dökülmesi. Pratikte her şey farklı olabiliyor. Yine bütünüyle düşünmek, her şeyi ölçüp biçip ona göre davranmak burada önemli bir hâl alıyor.
Bir diğer sorun ise de daha önce de belirtilen ‘taklit edilebilirlik’ konusu. Taklit söz konusu olduğunda CRM çalışmalarının kârlılığı da azalır. Bu yüzden taklit edilmekten sonuna kadar kaçmak, bilgileri gizli tutmak ve mümkün olduğunca hızlı ve aynı zamanda verimli davranmak gerekir.
Riskler var diye oturup hiçbir şey yapmamak da olmaz. Sektörün gerisinde kalmadan adım adım ilerlemek gerek. Riskler varsa çözümleri bulunabilir; dikkatli ve özverili çalışmalar ile sorunlar halledilir.