Gerçekçilik / Realizm
Realizm, 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da Romantizm’e karşı tepki olarak doğan sanat ve edebiyat akımıdır.
Gerçekçiler, Klasik ve Romantik sanatı yapay buluyorlardı. Çağın gerçeklerine uygun eserler verebilmek, sanatın içeriğini soylularla sınırlamayıp “aşağı” sınıfların yaşamını yansıtmak amacıyla bu akımı yarattılar. Sosyalizme inanıyor, taş ve toprak işçilerinin, kırsal kesim insanlarının gündelik hayatlarını resimlerine konu ediyorlardı.
Realistler, toplumsal değişim için resmin, “devrimci bir uyaran” olabileceğine inanıyorlardı. Jean François Millet’in, toprak işçilerini yücelterek resmettiği tabloları bu inancı çok açık bir şekilde yansıtıyordu.
Özellikleri:
- Resimde soylu sınıf dışındaki toplumsal sınıflara da yer verdi.
- Gerçekler olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla yansıtıldı. Sıradan insanların günlük yaşamından kesitler ayrıntılarıyla resmedildi.
- Doğayı gerçekliğiyle betimlemek amaçlandı.
Temsilcileri:
Gustave Courbet, Jean François Millet, Honore Daumierin gibi isimler bu akımın temsilcileri arasında yer alır.
#yenisayfa#
Doğalcılık / Natüralizm
19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında ortaya çıkan sanat ve edebiyat akımıdır.
Natüralizm, o dönemdeki doğa bilimlerinin, pozitif bilimin deney ve gözlem yönteminden etkilendi. Bu akım, özellikle Darwinci anlayışın güzel sanatlara yansıması olarak da düşünülebilir.
Nesnelerin olduğu gibi betimlenmesi anlayışı bu dönemde iyice önem kazandı.
John Constable (İngiliz manzara ressamı), sürekli değişim içinde olan doğanın, bu değişimle resmedilmesini savunuyordu. Constable, “doğanın ideal güzelliği” fikrini kabul etmiyordu. Manzara resminde doğalcılık Fransa’daki Barbizon Okulu ile ağırlık kazandı. Doğalcılık bir anlamda Gerçekçilik akımının pekiştirilmesiydi.
Özellikleri:
- Gerçekçiliğin zenginleştirilmesine neden oldu.
- Yeni konular ortaya çıkardı.
- Biçimi öne çıkarmak önemini kaybetti.
- Biçimi öne çıkarmak önemini kaybetti.
Temsilcileri:
Jean-Baptiste Camille Corot, Alfred Sisley, Camille Pissaro, Claude Monet izlenimcilik öncesi yapıtlarında doğalcılığın izlerini taşırlar.
#yenisayfa#
İzlenimcilik / Empresyonizm
19. yy sonları ile 20. yy başlarında Fransa’da etkili oldu. İzlenimciler; Romantikler ve Gerçekçilerin anlatım biçimlerinden farklı olarak, düşünce ya da görüntü olarak algılanan her şeyin insanda bıraktığı izlenimleri resmetmeyi seçtiler. Akademik eğitime sırt çevirdiler.
Bazı bilimsel kuramlar; rengin nesnenin bir parçası değil, nesneden yansıyan bir ışık olduğunu savunuyordu. Buradan yola çıkan İzlenimciler, nesnenin bir parçası gibi görülen öz renginden uzaklaştılar ve nesneleri kendilerinde bıraktıkları izlenimlere göre resmettiler.
1860 sonlarında Claude Monet, resimde renk ve biçimi konudan daha ön plana çıkardı. Perspektif derinliği en aza indirerek, düz renk alanlar kullandı. Akıma ismini veren “İzlenim: Gündoğumu” adlı tabloyu yapan da Monet idi.
İzlenimcilikte, sanatçıyı sıradan olanın dışına çıkarabilecek “estetik duyarlılık” önem kazandı. Ancak estetik sınırlamasını aşma çabası aynı zamanda grubun dağılma nedeni oldu.
Özellikleri:
- Avrupa sanatını 200 yıl boyunca etkileyen akademik eğitimin sınırlayıcı tutumuna karşı bir duruş geliştirdiler.
- Aslına benzerlik, tarihsellik, duygusallık kabul gören değerler hâline geldi.
- İzlenimciler, ışığa çok fazla önem verdiler. Renk nesneden yansıyan ışık anlamına geliyordu.
- Doğadaki rengi ve ışığı nesnel bir anlatımla tasvir etmeye çalıştılar.
- Hava koşulları, mesafe gibi nedenlerle nesnelerin doğa içinde aldığı farklı renkleri tespit etmeye ve tuvallerine geçirmeye çalıştılar.
Temsilcileri:
Claude Monet, Camille Pissarro, Pierre Auguste Renoir, Alfred Sisley, Berthe Morisot, Armand Guillaumin, Jean-Frederic Bazille’dir.
#yenisayfa#
Ard İzlenimcilik / Post Empresyonizm
Fransa’da, İzlenimciliğin kurallarına tepkiyle doğdu. Ard İzlenimciliğin temsilcileri olan sanatçılar, sanat yaşamlarına İzlenimcilikle başlamışlardı. Ancak bu akımın kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kişisellik katmak istiyorlardı.
Zamanla kişisel anlatım resimlerine yansıdı. İzlenimciliğin canlı ve parlak renkleri yanında, gelenekselin dışına çıkan konu anlayışı da bu sanatçıları etkilemeyi sürdürdü.
Ard İzlenimcilik bir süre sonra yerini Fovizm ve Kübizm’e bıraktı.
Temsilcileri:
Paul Cezanne, Georges Seurat (Zıt renkleri yan yana noktalar hâlinde koyarak Noktacılık tekniğini geliştirdi), Paul Gauguin, Vincent van Gogh, Henri de Toulouse-Lautrec.
#yenisayfa#
Fovizm
1898 - 1908 yılları arasında Fransa’da etkili olan dışavurumcu resim üslubu olarak nitelenir. Fovizmin yaratıcısı Henri Matisse’di. Mekânı, geleneksel yorum ve perspektifle değil, renklerin hareketliliğiyle yansıtmayı tercih etti. Saf ve parlak renkli boyalar, başka renklerle karıştırılmadan uygulanıyordu.
Bu akımın bu ismi almasında, resimlerden yansıyan tepki ve şiddet önemli rol oynar. Eleştirmen Vauxalles, Paris’te Fovistlerin açtığı sergiyi gezerken ‘fovist’ sözcüğünü kullanır. Fransızca'da ‘fauve’, vahşi hayvan anlamına gelmektedir.
1908’de Paul Cezanne’ın temellerini attığı Kübizm sanatçıların o yöne doğru kaymasına yol açtı. Ancak, Matisse kalan sanat yaşamında fovizmi tek başına sürdürmeye devam etti. Bu aslında Fransız burjuvazisine ve toplumuna bir tepkiydi.
Özellikleri:
- Boyaların saf ve parlak kullanımı ile yaratılan patlama duygusu belirgindi.
- Duygusallık, şiddet ve tepkiyle birlikte fırtınalı bir biçimde hissediliyordu.
- Tıpkı İzlenimciler gibi doğa doğrudan tasvir edildi.
- Üç boyutlu mekânı geleneksel olarak yorumlamak yerine renklerin hareketiyle tanımlamak anlam kazandı.
Temsilcileri:
Henri Matisse, Andre Derain, Maurice de Vlaminck, Raoul Dufy, Georges Braque, Albert Marquet, Kees van Dongen, Henri Manguin, Charles Camoin, Jean Puy, Othon Friesz gibi isimlerdir.